Siyasette dil önemlidir. Hangi kelimeyi, ne zaman, nasıl söylediğiniz; sadece seçmeni değil, toplumu da şekillendirir. Bu nedenle siyasetçiler için söz, hem silahtır hem de şifadır.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in son günlerde yaptığı boykot çağrısı ve kullandığı sert söylemler, toplumda haklı olarak bir tedirginlik yaratıyor. Eleştirinin dozunu artırmak, sesini yükseltmek ya da "safları sıklaştırmak" adına öfkeye sarılmak kimseye kazandırmaz. Bilakis, bir ülkenin birlik ve beraberlik içinde yol almasını daha da zorlaştırır.

Boykot Neye, Kime Karşı?

Sorulması gereken temel soru şu: Bu boykot kime karşı?

Bir markaya mı, bir girişimciye mi, bir medya organına mı, yoksa tüm bu değerleri üretmiş olan topluma mı? Ülkenin milli ve manevi değerlerine sahip çıkanları, emeğiyle ayakta kalan esnafı, gece gündüz üretim yapan sanayiciyi hedef tahtasına koymak; çözüm değil, kaos üretir.

Türkiye'nin bugün ihtiyacı olan şey, kutuplaşma değil; uzlaşmadır. Gerginlik değil; sükunettir. Öfke değil; akıldır. Zira bu ülke hepimizin.

Eleştiri Elbette Olmalı Ama…

Siyasette eleştiri, doğal ve gerekli bir mekanizmadır. Ancak eleştirinin şekli de içeriği kadar önemlidir. Yapıcı olmayan, hedef gösteren, toplumun sinir uçlarını kaşıyan her dil, kısa vadede alkış alsa da uzun vadede zarar getirir.

Tepkilerimizi dile getirirken toplumu ayrıştıran değil, birleştiren bir üslup kullanmak zorundayız. Aksi halde, siyasi rekabet, toplumsal çatışmanın fitilini ateşler.

İktidar da Muhalefet de Sorumluluk Taşır

Demokrasilerde iktidarın sorumluluğu kadar, muhalefetin dili ve tavrı da önemlidir. Muhalefet lideriyseniz, söyledikleriniz yalnızca sizin seçmeniniz üzerinde değil, ülkenin tamamı üzerinde etki yaratır. Bu nedenle çağrılarınızın ucunun nereye varacağını iyi düşünmek zorundasınız.

Boykot, toplumu cezalandırmanın bir yolu olmamalı. Aksine, uzlaşının, konuşmanın, ortak aklın önünü açacak zeminler oluşturulmalı. Eleştirilecek şeyler varsa –ki elbette vardır– bunlar şeffaf, akılcı ve çözüm odaklı bir dille ifade edilmelidir.

Bu Ülke Hepimizin

Bugünlerde en çok ihtiyacımız olan şey; sağduyu ve sorumluluktur. Fikir ayrılıklarımız olabilir, hatta olmalı. Ancak bu ayrılıkları kavga değil, konuşma vesilesi yaparsak bir anlam kazanır.

Siyasette itidalin kaybedilmesi, sadece bir tarafın değil; hepimizin kaybıdır.

Özgür Özel’e de, tüm siyasilere de düşen görev; kızgınlıkla değil, akılla hareket etmektir. Zira bu ülke kavgayla değil, ortak değerlerle büyür.

Unutmayalım: Aynı sofrada oturamasak da, aynı bayrağın gölgesinde yaşıyoruz.